Sunday, January 2, 2011

Optus Whale Song - Orkestra ile Balina Çağırmak!

Creative! / Çok başarılı!

Orkestra ile Balina Çağırmak from Burak Ofluoglu on Vimeo.

Tuesday, December 21, 2010

DİKKAT! Eski pasaportların değiştirilmesi için tanınan süre erkene alındı

Yeni düzenlemeyle 2011 yılı itibariyle eski pasaportlar tamamen kullanımdan kalkacak. Eski pasaportlarla vize almak 31 Ocak 2011 tarihinde sona erecek.

Çipli pasaport uygulaması nedeniyle eski pasaportların değiştirilmesi kapsamında tanınan ve süresi 2015 yılı olarak belirlenen süreç erkene alındı. Yeni düzenlemeyle 2011 yılı itibariyle eski pasaportlar tamamen kullanımdan kalkacak. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü'nün(ICAO) belirlediği standartlarda makinede okunabilen e-pasaportlar 1 Haziran 2010 tarihinden itibaren kargo aracılığıyla adreslere gönderilmeye başlanmıştı. Bununla beraber kullanılan eski tip pasaportlar da 24 Kasım 2015 tarihine kadar geçerli olacaktı.

Nisan ayında yürürlüğe giren kanunun ardından, yasa çıkmadan önce alınan pasaportlarla özellikle Avrupa Birliği( AB) ülkelerine gitmek için vize başvurusunda bulunan vatandaşların olumsuz cevap alması ve yeni tip pasaportların yürürlüğe girdiği ilk günlerdeki yoğunluğun azaldığı gerekçesiyle eski pasaportların kullanım süresi 2011'e çekildi.

Eski pasaportlarla vize almak 31 Ocak 2011 tarihinde sona erecek. Vize almak isteyen vatandaşların mağdur olmamaları için bu uyarıyı dikkate almaları istendi.


ref: milliyet

Thursday, December 16, 2010

Manıt nedir? Ne değildir? Nasıl MANIT olunur?

Son günlerde karşımıza sıkça çıkan bir kelime oldu bu "manıt"? Kimilerinin "POPİ"si var iken kimileri "şuku"yu veriyorken ya da "Panpa"sı ile vakit geçirirken kimileri de
manıt kelimesini sıkça kullandı. Etrafta sıkça duyulan bu kelimeye kendince anlam çıkartmaya çalışanlar olsa da (bkz. tugce*****) kelime anlam bütünlüğünü ve zenginliğini aynı zamanda da gizemini saklamaya devam etmektedir..

Buradan tüm kamuoyuna duyurulur ki "MANIT" kelimesi dilden dile geçmeye, dillerde sakız olmaya...



tuğçe aybak

Tuesday, November 9, 2010

Stubb ve Hague Financial Times'ta:

Güçlü, büyük nüfuslu Türkiye Brüksel’de bir lütuf olabilir

AB Dışişleri Bakanları bu haftasonu Brüksel’de bir araya geldiklerinde, ikimiz de meslektaşlarımıza Türkiye’nin dünya sahnesinde artan rolünü ve nüfuzunu tanımaları yönünde çağrı yapacağız. İngiltere ve Finlandiya Türkiye’nin AB üyeliği hedefini destekliyor. Fakat bu ülkenin katılım süreci yavaş ilerliyor. AB’nin, Türkiye’nin ilişkilerinin gücünden faydalanmak için birliğe katılımını beklememesi gerektiğine inanıyoruz. Oysa Türkiye’nin AB üyesi ülkelerin güvenliğine ve refahına tam anlamıyla katkı sağlaması ancak masada bir koltuk sahibi olmasıyla mümkün olacaktır.

Batı Balkanlar’da ve Ortadoğu’da Türkiye şimdiden önemli bir güç ve kayda değer bir ’yumuşak güce’ sahip etkili bir aktör. Türkiye, hem Irak’ta siyasi ve ekonomik açıdan hem de İran’ı nükleer enerji konusunda uluslararası endişeleri gidermeye AB’yle işbirliği içinde ikna etmek açısından önem taşıyor. Diğer yandan, Afganistan ve Pakistan’da da çok önemli bir ortak. Kısacası, AB ile Türkiye’nin ortak çalışmalarının potansiyeli çok yüksek.

Dış politikada olduğu kadar ekonomik açıdan da Türkiye’nin AB üyeliği hepimizin ortak çıkarına olacaktır; zira küresel ekonomik krizden ticaret ve yatırım sayesinde çıkacağız. 20 önde gelen ülkeden oluşan bir grubun üyesi olarak Türkiye’nin, bu sene de yüzde beşten fazla oranda büyüme göstermesi beklenen, ortalama yalnızca yüzde birlik büyüme oranına sahip Avro bölgesiyle karşılaştırıldığında hızla büyüyen bir ekonomisi var.

Daha da etkileyici olanı, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı, Türkiye’nin 2050’ye kadar Avrupa’nın ikinci büyük ekonomisi haline geleceği tahmininde bulunuyor. Avrupa’daki Türk girişimciler şimdiden 40 milyar Avro değerinde iş yapıyor ve 500.000 kişiye istihdam sağlıyorlar. AB’ye dahil bir Türk ekonomisi ihracatçılar ve yatırımcılar için yeni fırsatlar yaratmakla kalmayacak, bizi Orta Asya’da ve Yakın Doğu’da yeni pazarlara ve enerji kaynaklarına bağlayacaktır.

Dolayısıyla, Türkiye’nin AB üyeliğini ekonomi ve güvenlik bağlamında savunanlar her zamankinden daha güçlü. Türkiye’nin elde edeceği ekonomik ve stratejik yararlar da derin ve geniş kapsamlı olacaktır. Ticari faaliyetlerin gelişmesi, sınır güvenliği, eğitimin yaygınlaşması ve sosyal eşitlik; bunların hepsi uğrunda çaba göstermeye değecek hedeflerdir.

Bununla birlikte, hepimizin bu kazanımlardan pay alabilmesi için, Türkiye’nin de, ilerlemesine ilişkin sonbaharda yapılacak değerlendirme yaklaşırken, katılım sürecini canlandırmaya yönelik daha fazla şey yapması gerekiyor. Temel insan haklarına dair önemli alanlarda faaliyet görmek istiyoruz. Ekonomik reformlara devam edilmeli ve AB’nin tek pazar kuralları uygulanmalı. Türkiye’nin üyeliğinin değerlendirileceği kriterlerden biri olan rekabet başlığının en kısa zamanda açılabilmesi için reformları sürdürmesi konusunda Türkiye’yi cesaretlendiriyoruz.

Türkiye, süregelen Kıbrıs probleminde çözüme yönelik çabalara bağlılığını koruyor. Bu hedefi gerçeğe dönüştürebilmeliyiz ki adanın 36 yıldır süren bölünmüşlüğü bir son bulsun. Kıbrıs’ta her iki tarafın liderlerinin de gerekli adımları atmak için devlet adamlığı sergileyerek cesaret göstermeleri gerekiyor. Bunun ödülü harika olacak: uzlaşma sadece adadaki herkese değil, aynı zamanda Türkiye’ye, AB’nin geri kalanına ve tüm Doğu Akdeniz bölgesine ekonomi ve güvenlik alanında büyük kazanımlar sağlayacaktır.

AB değişen dünyaya kayıtsız kalamaz. Kapılar potansiyel yeni üyelere şu anda kapatılamaz. Katılım konusundaki yeni tecrübelerimiz göstermiştir ki genişleme, değişim için güçlü bir katalizör olabilir ve hem aday ülkeye hem de AB’nin tamamına ortak faydalar sağlayabilir. Birlik 6 üyeden 27 üyeye çıktı. Mevcut üyeler, yeni üyelerin getirdiği değişiklikleri benimseyerek uyum sağladı. Yeni üyeler de aynı şekilde AB normlarını ve değerlerini benimseyip uyum sağladı.

Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyenlerin de, buna karşı çıkanların da iddiaları aynı: Türkiye büyük bir nüfusa ve büyüyen bir ekonomiye sahip, jeopolitik açıdan önemli çokkültürlü bir ülke. Fakat bu bir tehdit olarak değil, bir fırsat olarak değerlendirilmeli ve AB ile Türkiye arasındaki müzakere süreci artık hız kazanmalıdır. Ve Türkiye üyelik yolunda AB standartlarına uyum sağlamak için ilerleme kaydederken, AB de Türkiye ile ekonomi, güvenlik ve kültür konularında bağlarını güçlendirmelidir. AB, Türkiye’nin üyeliği ile daha da güçlenecektir. Biraraya geldiğimizde parçalarımızın toplamından daha güçlü olacağız.

William Hague ve Alexander Stubb

İngiltere ve Finlandiya’nın Dışişleri bakanları, 8 Eylül 2010
Share/Save/Bookmark
Subscribe

Followers